Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan salonu ayağa kaldıran İran sözleri
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısı ile yürekleri Kerbela'ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir. Bombaların enkaza çevirdiği şehirler bizim şehirlerimizdir" dedi. Erdoğan'ın bu sözleri partililer tarafından ayakta alkışlandı.
158 defa okunmuş - 27 Mart 2026 - Cuma 08:43

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi'nde partisinin

Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda bölgemizde günlerdir

devam eden savaşa ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

"COĞRAFYAMIZI BÜYÜK BİR FELAKETE DOĞRU

SÜRÜKLÜYOR"

"İsrail’in kışkırtmaları ile 28 Şubat’ta İran’a karşı başlatılan savaş

bölgemizi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ediyor" diyen

Erdoğan, "Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyde haberi olmayan

çocuklar okullarında ders dinlerken, füzelerin ve bombaların hedefi

oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı en meşakkatli günlerini yaşıyor.

Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi dini argümanların

arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor"

ifadelerine yer verdi. 

AYAKTA ALKIŞLANAN SÖZLER 

Sözlerinin devamında nerede olursa olsun acımasızca öldürülenlerin

bizim kardeşlerimiz olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Son nefeslerini

okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısı ile

yürekleri Kerbela'ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir. Bombaların

enkaza çevirdiği şehirler bizim şehirlerimizdir. Katliam şebekesinin

gözünde adımızın Ali olmasının Mürteza olmasının Ömer olmasının,

Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var?" dedi.

Erdoğan'ın bu sözleri salondaki partililer tarafından uzun süre ayakta

alkışlandı. 

Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları; 

Ocağı yanmayan tek bir ev bile varsa onları mutlaka bulmanızı rica

etmiş, teşkilatımızın seferberlik ruhuyla çalışması gerektiğinin altını

çizmiştim. Teşkilatımız bizi bu Ramazan'da da mahcup etmedi. 

Ramazan boyunca Bakanlarımız, Genel Başkan Yardımcılarımız,

Merkez Karar Yönetim Kurulu Üyelerimiz, milletvekillerimiz ve tüm

teşkilatlarımızla birlikte tam kadro sahadaydık.

"DEPREMZEDE KARDEŞLERİMİZİN MİSAFİRİ OLDUK"

İlk Evim İlk İftarım programlarımızla geçtiğimiz aylarda teslim ettiğimiz

yeni yuvalarında depremzede kardeşlerimizin misafiri olduk. Bizi biz

yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte

budur. Bu davaya omuz vermiş, bu harekete katkı sunmuş, partimizin

çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol

arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır. Kuruluşundan itibaren

partimizin emektarlarıyla genel merkezimizde düzenlediğimiz vefa

iftarları vesilesi ile hasret giderdik. 

Yaşlı ve engelli vatandaşlarımızla iftar ve sahurlarda bir araya geldik.

Kadın ve gençlik kollarımız Ramazan ayı boyunca sokaklarda,

evlerde, teşkilat binalarımızda, kampüslerde ve iftar çadırlarımızdaydı.

Üniversitelerimizde gerçekleştirdiğimiz kampüs iftarları ile 500 bin

gencimizle Ramazan sevincini yaşadık. 86 milyonun birlik ve

beraberliğini güçlendirirken, AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki

komşumuz Suriye’yi de unutmadık. Belediyelerimizin, teşkilatlarımızın

kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını

açmasına vesile olduk. 

"1 MİLYONU AŞKIN HANEYE GİTTİK"

Sadece gönül sofraları programı ile 1 milyonu aşkın haneye gittik.

Ramazan-ı Şerif’te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş

vatandaşları ihmal etmedik. Onların da bu mübarek ayın manevi

ikliminden istifade etmesini sağladık.

İRAN’A SALDIRILAR HAKKINDA

İsrail’in kışkırtmaları ile 28 Şubat’ta İran’a karşı başlatılan savaş

bölgemizi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ediyor. Hiçbir

günahı olmayan, hiçbir şeyde haberi olmayan çocuklar okullarında

ders dinlerken, füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son

asrın en sancılı en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin

bürümüş soykırım şebekesi dini argümanların arkasına sığınarak

coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. 

Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir.

Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır.

Evlat acısı ile yürekleri Kerbela'ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir.

Bombaların enkaza çevirdiği şehirler bizim şehirlerimizdir. Katliam

şebekesinin gözünde adımızın Ali olmasının Mürteza olmasının

Ömer olmasının, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne

farkı var?

"Şİİ VEYA SÜNNİ OLMAMIZIN..."

İster İran’da ister Körfez’de olsun atılan her füze ile zarar gören,

vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebiyle kan

kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar, dronlar

tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki

kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir değer, norm

gözetmeyen, saldırılar nazarında Şii veya Sünni olmamızın, Türk,

Kürt, Arap olmamızın bir farkı var mı?

Mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir

yanında akan kanlar bizim değil mi? Şundan herkes emin olsun, biz

ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de

kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız. Türkiye ve Türk milleti olarak

iyi günde dost ve kardeş bildiğimiz halkları kötü günde yalnız

bırakmayız. Bölgemizde kan gövdeyi götürürken, bin yıl önceki

tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri açmayı, fitneye

hizmet edecek günlerin peşine kapılmayı asla doğru bulmadığımızı

tekraren vurgulamak mecburiyetindeyim. 

"HER TÜRLÜ TARTIŞMAYI REDDEDİYORUZ"

Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti

büyütecek, Siyonizm'in bölgemizin hedef alan böl, parçala, yönet

planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ver tartışmayı

reddediyoruz. Yüzlerce yıldır acımız bir oldu, derdimiz bir oldu,

hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu.

Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak beraber olacak. İçinde

bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler

olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin

ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada

yine birlikte yaşayacağız.

"NETANYAHU SADECE İRAN'I HEDEF ALMIYOR"

Savaş İsrail’in savaşı olmakla birlikte ortaya çıkan ağır faturanın

bedelini önce Müslümanlar sonra tüm insanlık ödemektedir.

Netanyahu hükümeti sadece komşumuz İran’ı hedef almıyor.

Lübnan’ın işgal planlarını adım adım hayata geçiriyor. İşgal

güçlerinin saldırılarında 2 Mart’tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını

kaybetmiş 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden edilmiştir. İsrail,

Suriye’yi de rahat bırakmıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve

egemenliğinin ihlal eden eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist

katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 27 gündür kapalı

tutuyor. Küstah bir saldırıdır. Müslümanların Mescid-i Aksa’ı

ziyareti engellenemez, yasaklanamaz." 

Sağ üst butonu tıklayarak geri dönebilirsiniz...