İran'dan ateşlenen 3. füzeyle ilgili Erdoğan'dan ilk açıklama
Ateşlenen üçüncü füze de Türk hava sahasında imha edilirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ilk açıklama geldi. Erdoğan, "İran'dan ateşlenen 3. füzeyle ilgili Erdoğan'dan ilk açıklama: Hava sahamızı ihlal eden tehditleri engelliyoruz." dedi.
134 defa okunmuş - 14 Mart 2026 - Cumartesi 12:08

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran'dan ateşlenen

3. füze ile ilgili olarak Türkiye'nin hava sahasını ihlal eden her

türlü tehdidi önlediğini belirtti.

Erdoğan, Türkiye'nin ülkeyi savaşın içine çekmek isteyen tertip,

tuzak ve tahriklere karşı dikkatli hareket ettiğini ifade etti.

10 Ekim'den bu yana Gazze'de şehit edilenlerin sayısının 640'a

ulaştığını ve bunların çoğunluğunu çocuklar, kadınlar ve yaşlıların

oluşturduğunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstanbul'da düzenlenen Milli

İrade İftarı'na katıldı. Erdoğan iftar programı sonrası açıklamalarda

bulundu.

ERDOĞAN: ÜLKEMİZİ SAVAŞIN İÇİN ÇEKMEK

İSTEYENLERE KARŞI DİKKATLİYİZ"

İran'dan ateşlenen 3. füzeyle ilgili konuşan Erdoğan şunları söyledi:

"Bilhassa bölgemizin içinde bulunduğu konjonktürde hem kardeşliğimizi

güçlendirmeye hem de sağduyuyu korumaya ihtiyacımız var. Bakınız,

biz hükümet olarak ülkemizi savaşın içine çekmek isteyen tertip, tuzak

ve tahriklere karşı çok dikkatli hareket ediyoruz. Olayların sadece

görünen kısmına değil, asıl perdenin arkasında gizlenen kısmına

odaklanıyor; hiçbir ihtimali, hiçbir senaryoyu dışlamıyor, her şeyi

en ince detayına kadar tahlil ve tetkik ediyoruz.

"HAVA SAHAMIZI İHLAL EDEN HER TÜRLÜ TEHDİDİ

ÖNLÜYORUZ"

Yine bu süreçte, dün gece olduğu gibi, hava sahamızı ihlal eden

her türlü tehdide yönelik gerekli önleme faaliyetlerinde de bulunuyoruz.

Türkiye'nin binlerce yıllık kadim devlet aklı ve hükümetimizin 23 yıllık

kriz yönetim tecrübesi; çevremizdeki karmaşık hadiseleri okuma,

anlama ve bunlara doğru, ölçülü tepkiler vermede en büyük

kılavuzumuzdur.

Ülkemizi bu ateş çukurundan uzakta tutmak birinci önceliğimizdir.

Sizlerden de İran'a yönelik saldırılarla eş zamanlı olarak köpürtülen

mezhep ve etnik köken temelli kışkırtmalara karşı çok dikkatli

olmanızı istiyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları

şu şekilde:

"İslam coğrafyasının bu mübarek günlerde acıyla, gözyaşıyla,

çatışmalarla ve savaşlarla anılması bizleri gerçekten müteessir

ediyor. 72 bin şehit verdiğimiz Gazze ateşkese rağmen huzura

hasret kalırken, buna bir de İsrail'in Batı Şeria'daki insanlık dışı

işgal politikaları eklendi.

"ÇOCUKLARI ÜRKÜTÜLMÜŞ DÜNYANIN TÜM DENİZLERİ

MAVİ OLSA NE YAZAR"

10 Ekim'den bu yana Gazze'de şehit edilenlerin sayısı 640'ı buluyor.

Katledilenlerin kahir ekseriyetini çocuklar, kadınlar ve yaşlılar

oluşturuyor. Annelerinin yanaklarına bir gül kondurarak okula

gönderdiği çocuklar, çocuklarımız; ya füzelerin, ya bombaların

ya da kurşunların hedefi oluyor. Komşumuz İran'dan Yemen'e,

Sudan'dan Somali'ye kadar coğrafyamızın dört bir yanında

maalesef aynı üzüntü verici manzarayla karşı karşıyayız.

Çocukları ürkütülmüş bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne

yazar, olmasa ne yazar?

Henüz altı yaşındaki kız çocuklarının 335 kurşun sıkılarak

öldürüldüğü bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa

ne olur? Oyuncakların kana bulandığı, hayallerin yarım kaldığı,

çocukların o cennet yüzlerinde açan tebessüm çiçeklerinin

vakitsiz solduğu bir dünyanın tüm denizleri mavi olsa ne olur,

olmasa ne olur? Çocukların çocukları büyütmek zorunda kaldığı

bir dünyanın, soruyorum, tüm denizleri mavi olsa ne olur, olmasa

ne olur?

"DAHA ÜZÜCÜ OLANIN DÜNYANIN SESSİZ KALMASI"

Daha üzücü olan, bu tabloya dünyanın sessiz kalması, duyarsız

kalması, yaşanan acıları adeta yok saymasıdır. Suriye'de 13,5 yıl

süren zulümde bunu gördük. Somali'de insanlar açlıktan kırılırken

bunu gördük. Hocalı'da kardeşlerimiz katledilirken bunu gördük.

Öncesinde Srebrenitsa'da, o soykırımda bunu gördük. En son bunu

Gazze mezaliminde, hem de çok acı bir şekilde gördük.

"GAZZELİ ÇOCUKLARIN DRAMI, SÜRÜSÜNDEN BİR

PENGUEN KADAR GÜNDEME GELMEDİ"

Halklar tepki gösterirken, üniversiteler birer direniş merkezine

dönerken, ne yazık ki yönetimler kimi zaman baskıya, kimi zaman

şantaja boyun eğdi. Bazı ülkeler zulmü ve soykırımı görmezden

geldi. Bazı ülkeler İsrail gibi soykırımcılara destek verdi. Bir avuç

vicdan sahibi, ilke sahibi ve cesaret sahibi ülke, kurum ve kuruluş

dışında; coğrafyamızdaki zulümlere tepki gösteren, dahası bunları

durdurmak için didinen neredeyse kimse çıkmadı.

Aileleri tamamen yok edilen on binlerce Gazzeli ve Suriyeli çocuğun

dramı, sanal âlemin sahte vicdanı sayesinde sürüsünden ayrılan bir

penguen kadar bile gündeme gelmedi. Çok değerli kardeşlerim,

vicdan tutulmasına uğramış işte böyle bir dünyada Türkiye olarak

sizlerin de destekleriyle insanlığın vicdanı olmanın mücadelesini

hep birlikte veriyoruz.

"HEP BERABER SEFERBER OLDUK"

Bugün Türkiye'nin Anadolu merkezli yaktığı çoban ateşi, gönül ve

kültür coğrafyamızın her yanında milyonlarca mazlumun yüreğini

ısıtıyor. Filistin'den Arakan'a, Afrika'dan Latin Amerika'ya, uluslararası

toplumun sırtını döndüğü yerlerde biz tüm imkânlarımızla varız. Bir

garibin elinden tutmak, bir mazlumun gözyaşını silmek, bir yetimin ve

öksüzün başını okşamak için hep beraber seferber olmuş durumdayız.

Gazze'deki kardeşlerimiz başta olmak üzere dünyadaki tüm mazlumlarla

dayanışma hâlindeyiz.

Burada şu hususu da önemle vurgulamak durumundayım: Aramızdaki

dayanışma ve dostluğu diri tuttuğumuz sürece demokrasimizi tehdit ve

tehlikelerden koruyabiliriz. Tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi… "Müminler bir

binanın tuğlaları gibidir." hükmünde olduğu gibi, birbirimize sıkıca

kenetlendiğimiz sürece istiklal ve istikbalimize uzanan namahrem elleri

kırabiliriz.

Ramazan-ı Şerif'ten bir gün önce yayımladıkları bildirilerle millete hakaret

eden güruhun ideolojik dayatmalarına ancak bu şekilde karşı koyabiliriz.

Mesafe koymadık, inşallah bundan sonra da tek yürek, tek bilek olarak

mücadelemizi sürdüreceğiz."

Sağ üst butonu tıklayarak geri dönebilirsiniz...